DİSK Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İçin Emekçi Buluşmaları” kapsamında Bursa’daydı. Kent meydanında konuşan Çerkezoğlu “yaşanan açlığı ve yoksulluğu uzun uzun anlatmaya gerek olmadığını” belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Yüksek enflasyon karşısında alım gücünün her gün eridiğini belirten Çerkezoğlu, “Asla tutmayan enflasyon hedefine göre ücretlerimizi belirledikleri için; büyümeden, milli gelir artışından payımızı almadığımız için her gün daha fazla yoksullaşıyoruz. Bu da yetmiyor, dünyanın en adaletsiz vergi sisteminin olduğu ülkemizde vergiler her gün belimizi daha fazla büküyor. Bütün vergi yükü işçinin, emekçinin, halkın üzerinde” ifadelerini kullandı.
‘YOKSUL DA ZENGİN DE AYNI VERGİYİ ÖDÜYOR’
Vergi sistemindeki adaletsizliklere de değinen Çerkezoğlu, bir kilo patates alındığında en yoksul vatandaşında en zengin vatandaşında aynı vergiyi ödediğini belirterek, devletin toplam vergi gelirlerinin yüzde 65’ini bunun kapsadığını anlattı.
Vergi dilimi sebebiyle, maaşlı çalışanların Ocakta aldığını Mart’ta, Nisan’da; nisanda aldığını Eylül’de, Ekim’de alınamadığını kaydeden Çerkezoğlu, sermayenin, patronların canı istediği zaman, canı istediği kadar vergi verdiği mevcut sisteme karşı omuz omuza mücadele edilmesi gerektiği mesajını verdi.
‘SGK KAYDI OLAN İŞÇİ DOKUZ AYDA 2 TRİLYON BİZİM CEBİMİZDEN ÇIKTI’
DİSK-AR’ın son araştırmasına da değinen Çerkezoğlu, yılın dokuz ayında SGK kaydı olan işçilerin enflasyon, vergi ve kesintiden kaynaklı kaybının 2 trilyon 254 milyar lira olduğunu kaydederek, Eylül ayında işçilerin yılın yarısını, 15 gününü vergi ve kesintiye, enflasyona çalıştığını aktardı.
Çerkezoğlu ayrıca, “Bir ortalama ücret olan asgari ücretin dokuzuncu aydaki kaybı 6 bin 828 lirayı buldu. Yani 28 bin lira olan asgari ücret gerçekte 21 bin liralara ulaştı. Yani bu kadar büyük bir soygunun içerisinde Türkiye’de öyle bir düzen kurdular ki düzenin bütün çarkları zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için dönüyor. O nedenle diyoruz ki yaşadığımız bu tablo bir tesadüf değil. Hükümetin, ekonomi bürokratlarının, sık sık değişen maliye bakanlarının beceriksizliği değil. 25 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonuçlarını yaşıyoruz” dedi.
‘İŞSİZLİK FONU İŞVERENE’
İşsizlik sigortası fonu kaynaklarının bile işveren fonuna dönüştüğünü ifade eden Çerkezoğlu, “2023 yılından bu yana işsizlik sigortası fonundan işçilere ödenen para, sermayeye ödenenin yarısı kadar. Bizlerin ücretlerinden kesilen primlerle oluşan, işçilere, işsizlere ait olan işsizlik sigortası fonu kaynakları ya doğrudan çeşitli biçimlerde sermayeye ya da iktidara, hükümete, kamu borçlanmasının kaynağı olarak aktarılıyor” ifadelerini kullandı.
Düzenin bütün çarklarının işçiden alıp patron ve sermayeye vermek için döndüğünü belirten Çerkezoğlu,” Zamanında GAP gibi büyük projelerde kullanılan fon kaynakları şimdi de hükümetin iç borçlanma aracı olarak şeffaf olmayan biçimlerde doğrudan ya da dolaylı bir biçimde sermayeye aktarılıyor. İşsizlik sigortası fonu işçilerindir, işsiz işçilerindir. Amacı dışı kullanımına, işverenlere aktarılmasına son verin” dedi.
“FAKİR OLMAMIZIN SEBEBİ KAYNAKLARIN ADALETLİ BÖLÜŞÜLMEMESİDİR”
Yaşanan fon vurgunu skandalına da değinen Çerkezoğlu, bir asgari ücretlinin 6 bin yılda kazandığını bir avuç insanın oturduğu yerden kazandığı belirterek, bu düzenin böyle gitmeyeceğini vurguladı.
Ülkede üretim, kaynak ve zenginliğin olduğunu hatırlatan Çerkezoğlu, yoksullaşmanın nedeninin ülkenin fakir olması değil, kaynakların adaletli bölüşülmediği için olduğunu söyledi.
Meclis’e sunulan 2027 bütçesinde sermaye, sermayenin talepleri, sermayenin çıkarlarının olduğu ama işçi, emekçi ve halkın bulunmadığını belirten Çerkezoğlu, “Bu yürüttüğümüz mücadele gelirde, vergide, ülkede adalet mücadelesi aynı zamanda ülkenin geleceğinin mücadelesidir” ifadelerini kullandı.

“GELİRDE ADALET İSTİYORUZ”
Asgari ücretin derhal artırılması gerektiğini söyleyen Çerkezoğlu, gelirde adalet isteklerini bir kez daha yineledi. Çerkezoğlu, “Hakkımızı istiyoruz. Kimseden sadaka istemiyoruz. İkincisi, biz vergide adalet istiyoruz. Anayasada yazdığı gibi az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sistemi istiyoruz. Vergilerin dolaylı vergilerden, üç kuruş aldığımız ücretlerimizden kesilen vergilerden değil; sermayenin, faizin, rantın, servetin vergilendirilmesinden olmasını istiyoruz. Üçüncüsü, biz emeklilikte adalet ve insanca yaşam istiyoruz” dedi.
‘DEMOKRASİNİN OLMADIĞI YERDE EKMEK DE YOKTUR’
Mevcut sistemin emeklileri bir yük olarak gördüğünü belirten Çerkezoğlu, emeklilik sistemindeki o sert dönüşümden, sert geçişten kaynaklı yaşanan mağduriyetler, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının sorunlarının çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Demokrasinin olmadığı yerde ekmek de yoktur diyen Çerkezoğlu, “Demokrasi dediğimizde de beş yılda bir gidip sandıkta oy vermeyi anlamıyoruz yalnızca. Demokrasi hayatın her anında, her alanında; başta işçiler, emekçiler, emekliler, kadınlar, gençler olmak üzere hayatın her anında ve her alanında söz ve karar sahibi olmak demektir. O nedenle işçi sınıfının kendi hayatı hakkında söz ve karar sahibi olmasının biricik yolu olan sendikalaşma ve örgütlenmenin önündeki bütün engellerin kaldırılması için mücadele veriyoruz. Demokrasinin en temel kuralı olan seçme ve seçilme hakkımıza sahip çıkmak için, seçtiğimiz belediye başkanlarının tutuklanıp cezaevlerine gönderilip yerlerine kayyumların atanmaması için, ifade özgürlüğümüz için, itiraz edenin anında tutulup hapishanelere kapatıldığı bir düzene son vermek için, basının özgür olduğu, televizyon kanallarının kapatılmadığı, gazetecilerin tutuklanmadığı bir ülke için mücadele veriyoruz” ifadelerini kullandı.